Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda (TCK m. 109) etkin pişmanlık (TCK m. 110) hükmünün uygulanabilmesi için aranan 'failin mağdura bir zarar vermemiş olması' şartı mutlak mıdır? Mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yaralanması etkin pişmanlığa engel midir?
TCK m. 110'daki 'mağdurun şahsına bir zararı dokunmaksızın' ibaresi, Yargıtay tarafından mutlak bir şekilde yorumlanmamaktadır. YCGK'nın 2020/159 sayılı kararında da belirtildiği gibi, bu şartın amacı, failin pişmanlığının samimiyetini ölçmektir. Eğer fail, mağduru serbest bırakırken ona karşı yeni bir suç (kasten yaralama, cinsel saldırı vb.) işlememişse, kural olarak bu şart gerçekleşmiş sayılır. Mağdurun alıkonulma eyleminin başlangıcındaki 'cebir' sırasında meydana gelen ve TCK m. 109/2'nin unsuru sayılan basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteki yaralanmalar, genellikle etkin pişmanlığın uygulanmasına engel olarak görülmez. Ancak fail, mağduru serbest bırakmadan hemen önce onu kasten yaralarsa veya alıkoyma süresince sistematik olarak eziyet ederse, bu durum samimi bir pişmanlığın olmadığını gösterir ve etkin pişmanlık uygulanmaz. Önemli olan, serbest bırakma anındaki failin iradesi ve mağdura ek bir zarar verip vermediğidir.