Sanıkların, mağdureyi araçlarına bindirdikten hemen sonra başka bir grubun müdahalesiyle mağdureyi götürmelerine engel olunması durumu, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından nasıl nitelendirilmelidir? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/1201 sayılı kararı bu konuda neye hükmetmiştir?
Bu durum, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun 'teşebbüs' aşamasında kaldığını gösterir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2016/1201 sayılı kararında, sanıkların mağdureyi zorla kendi araçlarına bindirmeleriyle suçun icra hareketlerine başladıkları, ancak başka bir grubun müdahalesiyle eylemlerini tamamlayamadıkları (mağdureyi istedikleri yere götürüp alıkoyamadıkları) belirtilmiştir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kesintisiz bir suç olduğundan, hürriyetin kısıtlanmasıyla suç tamamlanır ancak bitmez. Olayda, hürriyetin kısıtlanması fiili, dış bir müdahale ile hemen son bulduğu için suç tamamlanamamış, teşebbüs aşamasında kalmıştır. Bu nedenle sanıklar hakkında TCK m. 109'a ek olarak TCK m. 35 (teşebbüs) hükümlerinin uygulanarak cezada indirim yapılması gerekirken, suçun tamamlandığı kabulüyle hüküm kurulması fazla ceza tayini olarak görülmüş ve bozma nedeni sayılmıştır.