Bir kişinin 'TCK m. 163/3 uyarınca karşılıksız yararlanma' suçundan sorumlu tutulabilmesi için eyleminin, hırsızlık suçundan (TCK m. 141) hangi temel unsurla ayrılması gerekmektedir? 6352 sayılı Kanun bu ayrımı nasıl etkilemiştir?
Bu iki suç arasındaki temel ayrım, suçun konusunun 'taşınır mal' olup olmamasında yatar. Hırsızlık suçunun (TCK m. 141) konusu, zilyedinin rızası olmadan alınan 'taşınır bir mal'dır. 6352 sayılı Kanun öncesinde, Yargıtay, ekonomik bir değer taşıdığı için elektrik enerjisini 'taşınır mal' kabul ediyor ve kaçak elektrik kullanımını 'nitelikli hırsızlık' sayıyordu. Ancak 6352 sayılı Kanun, TCK m. 141'deki enerjinin taşınır mal olduğuna dair hükmü ve TCK m. 142/1-f'deki elektrik hırsızlığına ilişkin nitelikli hali yürürlükten kaldırmıştır. Aynı kanunla TCK m. 163'e eklenen 3. fıkra ile abonelik esasına dayalı elektrik, su ve doğalgazdan kaçak yararlanma, 'karşılıksız yararlanma' başlığı altında özel bir suç olarak düzenlenmiştir. TCK m. 163'ün gerekçesinde de bu tür eylemlerde ortada taşınabilir bir mal bulunmadığı için hırsızlık suçunun oluşmayacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla güncel hukuki durumda, bu eylemler hırsızlık değil, TCK m. 163/3'teki özel suçu oluşturur.