CMK m. 217'deki 'delillerin serbestçe takdiri' ilkesi ile TCK m. 209 (açığa imzanın kötüye kullanılması) suçunda aranan 'yazılı delil' zorunluluğu arasındaki ilişkiyi, CMK m. 218 (ön sorun) bağlamında açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325841

CMK m. 217, ceza hakiminin delilleri vicdani kanaatine göre serbestçe takdir edeceğini belirtir. Bu, ceza yargılamasının temel ilkesidir. Ancak TCK m. 209'da bu ilkeye önemli bir istisna getirilmiştir. Bu suçun ispatı, senedin anlaşmaya aykırı doldurulup doldurulmadığı gibi hukuki bir işlemin geçerliliğine ilişkin bir 'ön sorunun' (prejudicial question) çözümüne bağlıdır. CMK m. 218, ceza mahkemesine bu tür ön sorunları çözme yetkisi verir. Ancak Yargıtay içtihatlarına göre (örn: CGK 2017/31 E.), ceza mahkemesi, başka bir mahkemenin (hukuk mahkemesi) görev alanına giren bu ön sorunu çözerken, o mahkemenin tabi olduğu usul kurallarını (yani HMK'yı) uygulamak zorundadır. HMK ise senede karşı iddiaların tanıkla değil, yazılı delille ispatını zorunlu kılar. Dolayısıyla, ceza hakimi, senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını serbestçe değil, HMK'daki yazılı delil kuralına göre takdir eder. Ancak bu ön sorunu çözdükten sonra, sanığın kastı gibi diğer suç unsurlarını değerlendirirken yine CMK m. 217'deki serbest delil ilkesine döner. Bu, farklı yargı kolları arasında uyumu ve hukuk güvenliğini sağlamaya yönelik istisnai bir uygulamadır.