Sanığın, zimmet miktarını kesin olarak bilmemesi nedeniyle eksik bir iadede bulunması, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına engel midir? Yargıtay 5. CD, 2014/959 E. sayılı kararında bu durumu nasıl ele almıştır?
Bu durum, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmasına tamamen engel değildir, ancak indirim oranını etkileyebilir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2014/959 E., 2016/4336 K. sayılı kararında, sanığın zimmet miktarını kesin olarak bilmediği için kendi hesabına göre tespit ettiği 153.000 TL'yi soruşturma başlamadan iade ettiği, ancak daha sonra yapılan bilirkişi incelemelerinde zimmetin yaklaşık 160.000 TL olduğunun anlaşıldığı bir durum ele alınmıştır. Yargıtay, sanığın ödeme iradesinin 'soruşturma başlamadan önceye' yönelik olduğunu ve zararın çok büyük bir kısmını bu aşamada giderdiğini dikkate almıştır. Bu durumda, sanığın iradesinin lehe yorumlanması gerektiği ve soruşturma öncesi iade için öngörülen TCK m. 248/1 (2/3 indirim) hükmünün uygulanması gerektiği sonucuna varmıştır. Kalan cüzi miktarın daha sonra ödenmesi, ana ödeme iradesinin gerçekleştiği zamanı değiştirmez. Mahkemenin, tüm ödemeyi soruşturma sonrası gibi kabul edip 1/2 indirim yapması, sanık aleyhine olduğu için bozulmuştur. Önemli olan, failin samimi iade iradesini gösterdiği andır.