Manevi tazminat talep edebilmenin temel şartı olan 'kişilik haklarına saldırı' ne anlama gelmektedir? Her üzüntü veren olay manevi tazminat hakkı doğurur mu?
Manevi tazminat, kişinin yaşadığı üzüntü, elem ve yıpranmanın karşılığıdır. Ancak her üzüntü veren olay, hukuken manevi tazminat hakkı doğurmaz. Manevi tazminat talep edebilmenin temel şartı, hukuka aykırı bir eylemle kişinin 'kişilik haklarına' saldırıda bulunulmuş olmasıdır. Yargıtay kararlarına göre kişilik hakları; kişinin yaşamı, sağlığı, vücut bütünlüğü gibi maddi varlıkları ile şeref, haysiyet, özel hayatın gizliliği, isim, resim gibi manevi varlıklarının bütününü kapsar. Örneğin, bir yakının ölümü, ağır bir yaralanma, hakarete uğrama, özel hayatın ifşa edilmesi gibi durumlar kişilik haklarına saldırı teşkil eder ve manevi tazminat gerektirir. Ancak, komşunun yaptığı tamirattan kaynaklanan makul düzeydeki bir gürültüden duyulan rahatsızlık gibi, katlanma yükümlülüğü içinde kalan veya kişilik haklarına doğrudan bir saldırı niteliği taşımayan olaylar manevi tazminat gerektirmez. (Örnek: Y4HD-K.2003/7489)