Manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi ne anlama gelmektedir ve Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2017/1618 sayılı kararı bu ilkeyi nasıl uygulamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325776

Manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi, bir hukuka aykırı eylemden kaynaklanan manevi zararın (elem, acı, ızdırap) bir bütün olduğu ve bölünerek dava edilemeyeceği prensibine dayanır. Manevi zarar, oluştuğu anda hissedilen ve gelecekte de hissedilecek olan tüm acıyı kapsar. Bu nedenle, davacı manevi tazminat talebinde bulunurken, bu zararın bir kısmını dava edip, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ileride ayrı bir dava açamaz. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2017/1618 sayılı kararında bu ilke açıkça uygulanmıştır. Karara göre, davacının açtığı ilk davada talep ettiği manevi tazminat miktarını, daha sonra açtığı ve birleştirilen ek bir dava ile artırması bu ilkeye aykırıdır. Mahkemenin, ilk davada talep edilen miktarı aşacak şekilde tazminata hükmetmesi hatalı bulunmuştur. Kısacası, manevi tazminat bir bütün olarak ve tek seferde istenmelidir.