Bir trafik kazasında, %47 oranında maluliyete maruz kalan (bacağı kesilen), kusursuz ve 19 yaşındaki bir mağdur lehine hükmedilen 80.000 TL manevi tazminat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/201 kararında neden 'uygun' bulunmuştur?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2013/201 sayılı kararında, bu miktarın 'uygun' bulunmasının temel nedenleri, manevi tazminat takdirindeki objektif kriterlerin somut olayda doğru bir şekilde dengelenmiş olmasıdır: 1. **Zararın Ağırlığı:** Mağdurun bir bacağının kesilmesi, %47 gibi yüksek bir maluliyet oranına neden olması ve bu durumun hayatı boyunca sürecek olması, uğranılan cismani zararın ve dolayısıyla manevi ızdırabın çok ağır olduğunu göstermektedir. 2. **Mağdurun Yaşı:** Mağdurun kaza tarihinde henüz 19 yaşında olması, bu ağır maluliyetin sonuçlarını çok uzun bir ömür boyunca yaşayacağı anlamına gelmektedir. Genç yaşta uğranılan bu tür bir zarar, daha ağır bir manevi çöküntüye neden olur. 3. **Kusursuzluk:** Mağdurun kazanın meydana gelmesinde hiçbir kusurunun bulunmaması, tazminat miktarında herhangi bir indirim yapılmasını gerektirmez ve davalının sorumluluğunu tam kılar. 4. **Hakkaniyet ve Tatmin Duygusu:** HGK, bu ağır tablo karşısında 80.000 TL'lik bir miktarın (karar tarihindeki alım gücüyle) mağdurun çektiği acıyı bir nebze olsun dindirecek, onda bir 'tatmin duygusu' yaratacak ve hakkaniyete uygun bir miktar olduğuna karar vermiştir. Miktar, ne bir zenginleşme aracı olacak kadar fahiş ne de zararın ağırlığı karşısında sembolik kalacak kadar düşüktür.