Ölümlü iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının anne, baba ve kardeşlerinin talep ettiği manevi tazminat miktarını değerlendirirken, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/1207 sayılı kararında, ilk derece mahkemesinin hükmettiği miktarlar neden 'fazla' bulunmuştur? Bu değerlendirmede hangi kriterler esas alınmıştır?
Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/1207 sayılı kararında, ölen işçinin anne ve babası için 30.000'er TL, kardeşleri için ise 10.000'er TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarları 'fazla' bulunmuştur. Yargıtay bu sonuca varırken, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmaması ilkesi çerçevesinde şu kriterleri esas almıştır: 1. **Kaza Tarihi:** Olayın 2009 yılında meydana gelmesi ve o tarihteki paranın alım gücü dikkate alınmıştır. 2. **Tarafların Kusur Dağılımı:** Karar metninde detayı verilmese de, Yargıtay'ın bu tür kararlarında işverenin ve işçinin kazadaki kusur oranları, tazminat miktarını belirlemede önemli bir faktördür. 3. **Sosyal ve Ekonomik Durumlar:** Tarafların (hem davacıların hem de davalı işverenin) sosyal ve ekonomik durumları, tazminatın bir tarafı aşırı yoksullaştırmaması veya diğerini aşırı zenginleştirmemesi için gözetilmiştir. 4. **Hakkaniyet ve Ölçülülük:** Belirlenen miktarların, olayın özelliklerine göre hakkaniyet ve ölçülülük sınırlarını aştığı değerlendirilmiştir. Özellikle kardeşler için takdir edilen tazminat, anne-babaya göre daha ikincil bir üzüntü olarak kabul edildiğinden, bu miktarların da dengeli olması beklenir. Bu kriterlerin bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin takdir ettiği miktarların, benzer olaylardaki emsal uygulamaların üzerinde ve olayın özellikleriyle orantısız olduğu sonucuna varılmıştır.