Hukuka aykırı arama ile elde edilen delillerin kullanılması yasağına ilişkin olarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun, hakim kararıyla yapılan aramada CMK m. 120'ye aykırı olarak iki kişinin hazır bulundurulmamasını 'basit bir aykırılık' olarak kabul edip bu aramada elde edilen delilin kullanılabileceğine karar vermesi, 'mutlak delil yasağı' teorisiyle nasıl çelişmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325747

Bu durum, 'mutlak delil yasağı' ve 'nispi delil yasağı (oranlılık ilkesi)' teorileri arasındaki temel çatışmayı yansıtmaktadır. - **Mutlak Delil Yasağı Teorisi:** Bu teoriye göre, kanunun emredici bir hükmüne (örneğin aramanın nasıl yapılacağına dair usul kurallarına) aykırı olarak elde edilen her delil, hukuka aykırıdır ve yargılamanın hiçbir aşamasında kullanılamaz. Aykırılığın 'önemli' mi 'önemsiz' mi, 'şekli' mi 'esasa ilişkin' mi olduğuna bakılmaz. Kuralın ihlali, delili otomatik olarak geçersiz kılar. Bu görüşü savunanlara göre, CMK m. 120'deki 'hazır bulundurma' kuralının ihlali, aramayı hukuka aykırı hale getirir ve bu aramadan elde edilen delillerin kullanılması Anayasa m. 38/6 ve CMK m. 217/2'ye aykırıdır. - **YCGK'nın Yaklaşımı (Nispi Değerlendirme):** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararlarında benimsediği yaklaşım ise, her usul ihlalinin aynı ağırlıkta olmadığını kabul eden nispi bir değerlendirmeye dayanır. Kurul'a göre, CMK m. 120'deki kuralın ihlali gibi, delilin güvenilirliğini doğrudan etkilemeyen, 'temel hakları' ihlal etmeyen ve 'adil yargılanma hakkını' zedelemeyen 'şekli' veya 'basit' aykırılıklar, delilin tamamen geçersiz sayılmasını gerektirmez. Bu yaklaşım, delil yasaklarının asıl amacının işkence, baskı gibi yöntemlerle elde edilen güvenilmez delilleri ve adil yargılanmayı ihlal eden durumları engellemek olduğunu, her usul hatasının aynı sonucu doğurmaması gerektiğini savunur. Dolayısıyla YCGK'nın bu kararı, Türk hukukunda delil yasaklarının mutlak değil, nispi bir şekilde yorumlandığını ve her olayın özelliğine göre bir değerlendirme yapıldığını göstermektedir; bu da 'mutlak delil yasağı' teorisiyle açıkça çelişmektedir.