Bir avukatın, katılanın kendisine verdiği imzalı boş kağıdı, onun aleyhine olacak şekilde 40.000 TL'lik bir 'hesaplaşma ve ibraname' belgesi olarak doldurması ve bunu davada kullanması eylemi, YCGK'nın 2020/354 sayılı kararında hangi suç olarak nitelendirilmiştir? Dolandırıcılık suçu neden oluşmamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325746

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2017/31 E., 2020/354 K. sayılı kararında bu eylem, TCK m. 257/1 kapsamında 'görevi kötüye kullanma' suçu olarak nitelendirilmiştir. - **Dolandırıcılık Suçunun Oluşmaması:** YCGK, sanık avukatın eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturmadığına karar vermiştir. Bunun temel nedeni, TCK m. 209/1'deki 'açığa imzanın kötüye kullanılması' suçunun ispatına ilişkin özel kuraldır. Senedin/belgenin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının yazılı delille ispat edilmesi gerekir. Somut olayda, katılan bu iddiayı yazılı bir delille ispatlayamamıştır. Bu nedenle, belgenin sahte olarak düzenlendiği hukuken sabit olmadığından, dolandırıcılık suçunun 'hile' unsuru gerçekleşmemiştir. - **Görevi Kötüye Kullanma Suçunun Oluşması:** Ancak YCGK, sanığın eyleminin cezasız kalmaması gerektiği sonucuna varmıştır. Sanık bir avukattır ve Avukatlık Kanunu'ndan kaynaklanan özen, doğruluk ve onur içinde görev yapma, müvekkilinin güvenini koruma gibi yükümlülükleri vardır. Sanığın, müvekkilinin kendisine tevdi ettiği bir belgeyi onun aleyhine kullanması, aynı davada menfaati zıt tarafların vekilliğini üstlenmesi ve bu belgeyle müvekkili aleyhine icra takibi başlatarak onun mağduriyetine neden olması, Avukatlık Kanunu'na ve meslek kurallarına aykırı, görevinin gerekleriyle bağdaşmayan bir davranıştır. Bu eylem, TCK m. 257/1'de tanımlanan 'kanunda ayrıca suç olarak tanımlanmayan hallerde, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle kişilerin mağduriyetine neden olma' şeklindeki görevi kötüye kullanma suçunun tüm unsurlarını taşımaktadır.