Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2016/137 sayılı kararındaki karşı oy yazısında, rakamla '1.300 TL' yazan bir bononun yazı ile olan kısmının sonradan 'on üç bin TL' olarak doldurulduğu iddiası, neden TCK 204 (belgede sahtecilik) yerine TCK 209/1 (açığa imzanın kötüye kullanılması) kapsamında değerlendirilmiştir? Bu nitelemede TTK m. 676'nın rolü nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325742

Karşı oy yazısındaki bu niteleme, ticari senet hukukunun temel bir kuralına dayanmaktadır. Türk Ticaret Kanunu'nun 676. maddesi (eski TTK m. 588), poliçelerde (ve atıf yoluyla bonolarda) bedelin hem yazı hem de rakamla gösterilmesi ve aralarında fark bulunması halinde 'yazı ile gösterilen bedelin üstün tutulacağını' hükme bağlar. Bu kural çerçevesinde, rakamla yazılan '1.300 TL'nin hukuken bir önemi yoktur; senedin asıl bedeli yazı ile yazılan 'on üç bin TL'dir. Karşı oya göre, katılanlar senedin yazı bölümünü boş bırakarak sanığa verdiklerini iddia etmektedirler. Bu iddia, aslında senedin 'kısmen boş' olarak, belirli bir tarzda (rakam kısmına uygun olarak) doldurulmak üzere sanığa teslim edildiği, ancak sanığın bu anlaşmaya aykırı olarak yazı kısmını farklı doldurduğu anlamına gelir. Bu eylem, belgede sonradan bir tahrifat (sahtecilik) değil, en başından verilen güvene aykırı olarak belgenin tamamlanmasıdır. Bu durum, TCK m. 204'teki belgede sahtecilik suçunun değil, TCK m. 209/1'deki 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' suçunun tipik tanımına uymaktadır. Dolayısıyla, eylemin sübutu halinde sanığın TCK 209/1'den yargılanması ve bu suçun ispatı için de yazılı delil aranması gerektiği savunulmuştur.