Kasten yaralama suçunun, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun 'cebir' unsuru içinde eriyip erimediği nasıl belirlenir? Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2020/2436 sayılı kararında bu konuda hangi sonuca varılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325740

Kasten yaralama eyleminin, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun TCK m. 109/2'deki 'cebir' unsuru içinde eriyip erimediği, yaralamanın niteliğine ve derecesine göre belirlenir. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre: - Eğer kasten yaralama eylemi, TCK m. 86/2 kapsamında kalan 'basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek' nitelikte ise, bu yaralama kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eylemini gerçekleştirmek için kullanılan cebirin doğal bir sonucu olarak kabul edilir ve onun içinde erir (tüketilir). Bu durumda faile sadece TCK m. 109/2'den (cebirle kişiyi hürriyetinden yoksun kılma) ceza verilir, ayrıca kasten yaralamadan ceza verilmez. - Ancak, TCK m. 109/6'da özel bir düzenleme getirilmiştir. Eğer kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi amacıyla veya sırasında, kasten yaralama suçunun 'neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri' (TCK m. 87) gerçekleşirse, bu durumda gerçek içtima kuralları uygulanır. Yani fail, hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan hem de niticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan ayrı ayrı cezalandırılır. Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2020/2436 sayılı kararında, mağdurda meydana gelen yaralanmanın TCK m. 86/1 (kararda sehven 86/1 yazılmış olabilir, genellikle 86/2 kastedilir) kapsamında olduğu, yani basit nitelikte olduğu belirtilmiş ve bu yaralamanın TCK m. 109/2'deki cebir unsuru içinde kaldığı kabul edilmiştir. Bu nedenle, sanıklar hakkında hem kasten yaralama hem de kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ayrı ayrı hüküm kurulması, aynı eylem nedeniyle iki kez cezalandırma anlamına geleceği için hukuka aykırı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır.