Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/10363 sayılı kararında, sanığın müştekinin işyerindeki çekmeceden para çalması ile aynı müştekiye ait bankamatik kartını kullanarak para çekmeye teşebbüs etmesi eylemleri nasıl hukuki bir ayrıma tabi tutulmuştur? Bu ayrımın temelindeki ilke nedir?
Yargıtay 13. Ceza Dairesi'nin 2016/10363 sayılı kararında, bu iki eylem birbirinden bağımsız, iki ayrı suç olarak nitelendirilmiştir. Bu ayrımın temelindeki ilke, suçların maddi konularının ve işleniş biçimlerinin farklı olmasıdır. 1. **Para Çalma Eylemi:** Sanığın, müştekinin işyerindeki çekmeceden para alması eylemi, fiziki bir malın (paranın) zilyetliğinin, bulunduğu yerden alınarak değiştirilmesidir. Bu eylem, bir bütün olarak TCK m. 142/1-b'de düzenlenen 'bina veya eklentileri içinde muhafaza altına alınmış olan eşya hakkında' nitelikli hırsızlık suçunu oluşturur. 2. **Kartı Kullanmaya Teşebbüs Eylemi:** Sanığın, müştekiye ait bankamatik kartını kullanarak ve şifresini değiştirerek hesaptan para çekmeye çalışması, ancak başarılı olamaması eylemi ise, TCK m. 245'te düzenlenen 'banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması' suçuna teşebbüsü oluşturur. Bu suçun konusu fiziki para değil, banka kartı ve bilişim sistemi üzerinden hesaptaki paraya ulaşma eylemidir. Yargıtay, bu iki eylemin farklı hukuki konulara yönelik, birbirinden bağımsız fiiller olduğunu kabul ederek, her bir eylemin kendi özel suç tanımına göre (hırsızlık ve banka kartını kötüye kullanmaya teşebbüs) ayrı ayrı cezalandırılması gerektiğine işaret etmiştir. İlk derece mahkemesinin tek bir fiilden hem TCK 142/2-e hem de 245 ile hüküm kurmasını hatalı bularak, fiillerin ayrıştırılması gerektiğini vurgulamıştır.