Kamu görevlisinin resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturabilecek eylemlerinde, bu suçlardan açılmış bir dava olmamasına rağmen, eylemlerin basit zimmet olarak kabul edilmesi mümkün müdür? Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/864 sayılı kararındaki yaklaşımı analiz ediniz.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2017/864 sayılı kararında bu tür bir durum eleştirel bir yaklaşımla ele alınmıştır. Karara göre, sanıkların düzenledikleri sahte belgelerle bankadan kendi hesaplarına fazla para ödenmesini sağlamaları, aslında zincirleme biçimde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve kamu kurumu zararına nitelikli dolandırıcılık suçlarını oluşturur. Ancak bu suçlardan açılmış bir dava yoktur. Sanıkların personel maaşlarından usulsüz kesintiler yaparak kendi hesaplarına aktarmaları ise, paranın görevleri gereği zilyetliklerinde olması ve eylemin basit bir incelemeyle ortaya çıkarılabilecek nitelikte olması nedeniyle zincirleme basit zimmet suçunu oluşturur. Yargıtay, ilk derece mahkemesinin tüm eylemleri 'basit zimmet' olarak kabul edip hüküm kurmasını, aslında sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını oluşturan eylemlerin bu şekilde nitelendirilmesinin hatalı olduğunu belirtmiştir. Ancak kararda, sahtecilikten açılmış bir dava olmaması nedeniyle bu hususun doğrudan bir bozma nedeni yapılamadığı, fakat suç vasfının doğru tespit edilmediği vurgulanmıştır. Bu, iddianamenin kapsamının (CMK 225) yargılamanın sınırlarını çizdiğini, ancak mahkemenin eylemleri doğru hukuki nitelendirmeye tabi tutması gerektiğini gösterir.