İş kazası sonucu %88 gibi yüksek bir oranda sürekli iş göremezliğe maruz kalan bir işçi lehine 30.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/12199 sayılı kararında nasıl değerlendirilmiştir? Bu değerlendirmenin temelindeki ilke nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325699

Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2014/12199 sayılı kararında, %88 sürekli iş göremezliğe maruz kalan işçi için hükmedilen 30.000 TL manevi tazminat 'oldukça az' bulunarak bozulmuştur. Bu değerlendirmenin temelindeki ilke, hükmedilen manevi tazminat miktarının, uğranılan zararın ağırlığı ile orantılı olması ve hakkaniyete uygun bir tatmin sağlaması gerekliliğidir. Kararda, 22.06.1966 günlü ve 7/7 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'na atıf yapılarak, manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartların (olayın işleniş biçimi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücü ve özellikle uğranılan cismani zararın ağırlığı) dikkate alınması gerektiği vurgulanmıştır. %88 gibi hayatı neredeyse tamamen etkileyen, çok ağır bir maluliyet oranı karşısında 30.000 TL'lik bir miktarın, işçinin çektiği ve ömür boyu çekeceği elem ve ızdırabı gidermede yetersiz kalacağı, dolayısıyla hak ve nesafet kurallarıyla bağdaşmadığı sonucuna varılmıştır. Bu karar, manevi tazminatın miktarının, özellikle maluliyet oranı gibi objektif verilerle ciddi bir orantı içinde olması gerektiğini göstermektedir.