Katılanın, teminat amacıyla verdiği imzalı boş bir senedin, sanık tarafından anlaşmaya aykırı şekilde doldurularak icraya konulması eylemi, sübutu halinde hangi suçu oluşturur? Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin 2016/5053 sayılı kararında, bu suçun ispatı konusunda hangi ilkeye vurgu yapılmış ve mahkemenin mahkumiyet kararı neden bozulmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325683

Bu eylem, sübutu halinde TCK m. 209/1'de düzenlenen 'açığa atılan imzanın kötüye kullanılması' suçunu oluşturur. Yargıtay 21. Ceza Dairesi'nin Esas: 2015/7949, Karar: 2016/5053 sayılı kararında, mahkemenin suç vasfını 'hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma' olarak nitelemesi hatalı bulunmuş, eylemin TCK m. 209/1'e uyduğu belirtilmiştir. Kararda, suçun ispatı konusunda Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 24.03.1989 gün ve 1/2 sayılı kararına atıf yapılarak, açığa atılan imzanın kötüye kullanılması suçunun 'yazılı delille ispatının zorunlu olduğu' ve ayrık durumlar dışında 'tanıkla ispatın olanaklı olmadığı' ilkesi vurgulanmıştır. Somut olayda, katılanın boş olarak imzaladığı senedin aralarındaki anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğuna dair herhangi bir yazılı belge ibraz edemediği tespit edilmiştir. Bu nedenle, suçun yasal unsuru olan 'anlaşmaya aykırılık' ispatlanamamıştır. Yargıtay, bu ispat kuralı gözetildiğinde sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, suç vasfında da yanılgıya düşülerek mahkumiyet kararı verilmesini hukuka aykırı bularak hükmü bozmuştur.