Zimmet suçunda, eylemin 'kullanma zimmeti' (TCK 247/3) olarak nitelendirilebilmesi için temel koşul nedir? Sanığın, zimmetin ortaya çıkarılması sırasında hala uhdesinde iade etmediği para bulunması, bu nitelendirmeyi nasıl etkiler? (Yargıtay 5. CD, K. 2016/4336)
Eylemin 'kullanma zimmeti' olarak nitelendirilebilmesi için temel koşul, sanığın görevi gereği yasal olarak kendisine tevdi edilen parayı, kalıcı olarak mal edinme kastı olmaksızın, geçici bir süre kullanıp daha sonra 'hakkında herhangi bir uyarı, ihbar, şikayet veya soruşturma olmaksızın kendiliğinden' kuruma iade etmesidir. Buradaki kilit unsur, iadenin tamamen sanığın kendi iradesiyle ve suçun dış makamlarca öğrenilmesinden önce gerçekleşmesidir. Yargıtay 5. Ceza Dairesi'nin 2016/4336 sayılı kararında belirtildiği üzere, eğer zimmet olgusu bir denetim, şikayet veya soruşturma sonucunda ortaya çıkarılmışsa ve bu sırada sanığın uhdesinde hala iade etmediği bir miktar para bulunuyorsa, eylem artık 'kullanma zimmeti' olarak kabul edilemez. Bu durumda eylem, kalıcı mal edinme kastıyla işlenmiş sayılır ve 'temellük zimmeti' (basit veya nitelikli zimmet) olarak değerlendirilir. Sanığın sonradan yaptığı ödemeler ise, TCK 247/3 kapsamında bir suç nitelendirmesi değil, TCK 248 kapsamında bir etkin pişmanlık nedeni olarak dikkate alınır.