Bir alacaklının, kendisine borcu olan kişiyi borcunu ödemeye zorlamak amacıyla alıkoyması eyleminde, borcun ödenmemesi kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu açısından bir haksız tahrik (TCK 29) nedeni oluşturur mu? Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/147 sayılı kararında bu konuda hangi ayrımlar yapılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325578

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2020/147 sayılı kararına göre, salt borcun ödenmemesi, haksız tahrik oluşturan bir fiil olarak kabul edilemez. Hukuk düzeni, alacaklılara alacaklarını yargısal yollarla (icra takibi, alacak davası vb.) tahsil etme imkanı tanımıştır. Kişinin bu yasal yollara başvurmak yerine, borçluyu alıkoyarak kendi adaletini sağlamaya çalışması meşru görülemez. Ancak Yargıtay, bu kurala bir istisna getirmektedir. Eğer borçlunun davranışı basit bir ödeyememe durumunun ötesine geçmişse, haksız tahrik değerlendirilebilir. Kararda belirtilen ve haksız tahrik oluşturabilecek davranışlar şunlardır: - Ödeme gücü olduğu halde, sırf alacaklıyı zor durumda bırakmak için borcun **keyfi ve kasti** bir şekilde ödenmemesi. - Alacaklıdan mal kaçırılması. - Gerçeğe aykırı vaatlerde bulunularak alacaklının sürekli oyalanması. - Muvazaalı (danışıklı) işlemlerle borçtan kurtulmaya çalışılması. Bu gibi durumlarda, borçlunun eylemleri alacaklıda 'haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elem' yaratabilir ve bu etki altında işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda TCK m. 29'daki haksız tahrik indiriminin uygulanması gündeme gelebilir. Belirleyici olan, borçlunun pasif bir ödeyememe durumunda mı, yoksa alacaklıyı aldatmaya ve zarara uğratmaya yönelik aktif ve haksız bir davranış içinde mi olduğudur.