Hukuka aykırı olarak elde edilen bir delilin ceza yargılamasında kullanılıp kullanılamayacağı konusunda Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/17549 sayılı kararındaki çoğunluk ve karşı oy görüşleri arasındaki temel felsefi fark nedir? 'Ölçülülük ilkesi' bu tartışmanın neresinde yer almaktadır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325571

Karardaki çoğunluk ve karşı oy arasındaki temel felsefi fark, 'delil yasakları'na mutlak mı yoksa nispi bir anlam yüklendiği noktasındadır. **Karşı Oy Görüşü (Mutlak Delil Yasağı):** Bu görüş, Anayasa'nın 38/6, CMK'nın 206/2-a ve 217/2. maddelerinin emredici ve yoruma kapalı olduğunu savunur. Buna göre, bir delil hukuka aykırı bir yöntemle (örneğin usulsüz arama) elde edilmişse, bu aykırılığın 'önemli' veya 'önemsiz' olduğuna bakılmaksızın, delil mutlak olarak geçersizdir ve hükme esas alınamaz. Bu görüş, Amerikan hukukundaki 'zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir' ilkesine yakındır ve kamu otoritesinin delil toplarken hukukun sınırları dışına çıkmasını kesin bir şekilde engellemeyi amaçlar. Bu yaklaşıma göre, ihlal edilen hak ile kamu yararı arasında bir denge (ölçülülük) kurulması söz konusu değildir; kuralın ihlali delili doğrudan 'zehirli' hale getirir. **Çoğunluk Görüşü (Nispi Değerlendirme ve Ölçülülük):** Çoğunluk görüşü ise, Alman hukuk sistemine daha yakın bir 'ölçülülük' veya 'oranlılık' ilkesini benimsemektedir. Bu görüşe göre, her hukuka aykırılık delili otomatik olarak kullanılamaz hale getirmez. Mahkeme, bir tartım yapmalıdır: Bir yanda delil elde edilirken ihlal edilen bireysel hak (örneğin özel hayatın gizliliği), diğer yanda ise suçun aydınlatılmasındaki kamusal menfaat (örneğin kamu sağlığının veya güvenliğinin korunması) vardır. Eğer kamusal menfaat, bireysel hakkın ihlalinden daha ağır basıyorsa, hukuka aykırı elde edilen delil istisnai olarak kullanılabilir. Kararda çoğunluk, kaçak parfümlerin insan sağlığına zararlı olabileceğini ve bu nedenle kamunun yaşam hakkını koruma menfaatinin, usulsüz arama ile ihlal edilen haktan daha üstün olduğunu belirterek delilin kullanılmasında hukuka aykırılık olmadığına karar vermiştir. 'Ölçülülük ilkesi' bu tartım işleminin merkezinde yer alır.