'Manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi' nedir? Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin 2017/1618 sayılı kararı çerçevesinde, bir davacı asıl davada talep ettiği manevi tazminatı, sonradan açtığı ve birleşen başka bir davada artırabilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325558

'Manevi tazminatın bölünmezliği ilkesi', bir hukuki eylemden kaynaklanan manevi zararın, doğası gereği tek ve bütün bir zarar olduğu ve bu nedenle parçalara ayrılarak farklı davalara konu edilemeyeceği prensibidir. Hukuka aykırı bir eylem yüzünden çekilen elem ve üzüntü, o anda bir bütün olarak doğar. Bu acıyı zamana yayarak, manevi tazminatın bir kısmını dava edip bir kısmını (fazlaya ilişkin hakları) saklı tutmak mümkün değildir. Manevi tazminat, niteliği itibarıyla bir defada istenmelidir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi'nin Karar: 2017/1618 sayılı kararında bu ilke açıkça uygulanmıştır. Karara göre, davacının asıl davada talep ettiği manevi tazminat miktarını daha sonra açtığı ve birleşen dava ile artırması, manevi tazminatın bölünmezliği ilkesine aykırıdır. Mahkemenin, birleşen davadaki artırılmış talebi dikkate alarak, asıl davada istenen miktarı aşacak şekilde tazminata hükmetmesi hatalı bulunmuş ve bozma nedeni sayılmıştır. Bu ilke, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun yerleşik içtihatlarıyla da (örn: 25.09.1996 gün ve 1996/21-397-637 K.) sabittir.