İnternet üzerinden kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılan bir manevi tazminat davasında 'matufiyet' şartı ne anlama gelmektedir ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2017/8684 sayılı kararına göre bu şartın gerçekleşmemesinin sonucu nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325556

'Matufiyet', kelime anlamıyla 'yöneliklik' demektir. Kişilik haklarına saldırı nedeniyle açılan tazminat davalarında matufiyet şartı, yapılan yayın veya ifadenin, davacıyı hedef aldığının açıkça veya dolaylı olarak anlaşılabilir olmasıdır. Yargıtay içtihatlarına göre, matufiyetin varlığı için yayında ya kişinin adının açıkça belirtilmesi, ya da ismi verilmese bile konumu, sıfatı veya olayın anlatılış biçiminden, o yayının ortalama bir okuyucu/izleyici tarafından kime yönelik olduğunun kuşkuya yer bırakmayacak şekilde anlaşılması gerekir. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin K. 2017/8684 sayılı kararında, '... TV adlı kanalda dört p... Türkiye Cumhuriyetinin Cumhurbaşkanına hakaret ediyor' şeklindeki bir sosyal medya paylaşımının, davacılar olan program yorumcularına yönelik olduğunun ortalama bir kişi tarafından anlaşılamayacağı, dolayısıyla ifadelerin davacılara 'matuf olmadığı' kabul edilmiştir. Matufiyet unsuru, davanın temel koşullarından biridir ve gerçekleşmemesi halinde, eylem ne kadar ağır olursa olsun, davacının kişilik haklarına saldırı oluşmadığı kabul edilir ve dava bu nedenle reddedilmelidir. Kararda, ilk derece mahkemesinin bu unsuru gözetmeden tazminata hükmetmesi bozma nedeni sayılmıştır.