Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde hakimin takdir yetkisini sınırlayan ve yönlendiren temel ilkeler nelerdir? Yargıtay'ın bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre, belirlenen miktarın hangi dengeyi gözetmesi gerektiğini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325555

Kanunda manevi tazminatın hesaplanmasına yönelik matematiksel bir formül bulunmamaktadır. Hakim, takdir hakkını kullanırken bazı objektif kriterleri ve hakkaniyeti gözetmek zorundadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına (örn: HGK -K.2021/1760, Y17HD-K.2020/6696) ve 22.6.1966 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı'na göre hakimin dikkate alması gereken temel ilkeler şunlardır: 1. **Olayın Özelliği:** Haksız fiilin işleniş biçimi, niteliği ve ağırlığı. 2. **Tarafların Kusur Oranı:** Tazminat talep edenin ve tazminat sorumlusunun olaydaki kusur dereceleri. 3. **Tarafların Sosyal ve Ekonomik Durumları:** Tarafların mali güçleri ve sosyal statüleri. 4. **Paranın Alım Gücü:** Hükmün verildiği tarihteki paranın satın alma değeri. 5. **Zararın Ağırlığı:** Mağdurun uğradığı bedensel (maluliyet oranı) veya ruhsal zararın derecesi, duyulan ve duyulacak olan elem ve ızdırabın yoğunluğu. 6. **Hakkaniyet İlkesi (TMK m. 4):** Belirlenen miktarın adil ve hakkaniyete uygun olması. Bu kriterler çerçevesinde Yargıtay'ın en temel ilkesi, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı olmaması, ancak bir ceza da olmamasıdır. Hükmedilecek miktar, tazminat sorumlusunu fakirleştirmemeli, tazminat alacaklısını da zenginleştirmemelidir. Amaç, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı sağlayacak, duyulan acıyı bir nebze olsun dindirecek tatmin duygusunu yaratmaktır.