Manevi tazminat miktarının belirlenmesinde Yargıtay'ın 'ölçülülük ilkesi' ve 'hakkaniyet' kavramlarına yüklediği anlam nedir? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin boşanma davasına ilişkin 2018/9674 sayılı kararında, erkek yararına takdir edilen manevi tazminat neden 'fazla' bulunmuştur?
Yargıtay'a göre 'ölçülülük ilkesi' ve 'hakkaniyet', manevi tazminat miktarının keyfi olarak değil, belirli dengeler gözetilerek belirlenmesini ifade eder. Temel amaç, kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Bu kapsamda miktar belirlenirken; - Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak kadar yüksek olmamalıdır. - Diğer tarafın ekonomik durumunu sarsacak, onu fakirleştirecek nitelikte olmamalıdır. - Fiilin ağırlığı, tarafların kusur dereceleri, ekonomik ve sosyal durumları ile orantılı olmalıdır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2018/9674 sayılı kararında, erkek yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, bu 'ölçülülük' ilkesine aykırı olduğu için 'fazla' bulunmuştur. Kararda, 'Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır.' denilerek, belirlenen miktarın olayın özellikleri ve tarafların durumuyla orantısız olduğu, TMK m. 4'te yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun bir miktara hükmedilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu karar, takdir edilen miktarın sadece zararı gidermeyi değil, aynı zamanda genel adalet ve denge duygusunu da tatmin etmesi gerektiğini göstermektedir.