TCK m. 109/3-e'ye göre, boşandığı eşe karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun işlenmesi nitelikli hal sayılmıştır. Bu düzenlemenin amacı nedir ve 'dini nikahla' birlikte yaşayan kişilerin bu fıkra kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325503

TCK m. 109/3-e'de, suçun 'üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı' işlenmesinin cezayı bir kat artıran bir nitelikli hal olarak düzenlenmesinin temel amacı, bu kişiler arasındaki özel güven, saygı ve yakınlık ilişkisinin kötüye kullanılmasını daha ağır bir şekilde cezalandırmaktır. Kanun koyucu, aile birliği içindeki veya daha önce aile birliği kurmuş kişiler arasındaki bu tür bir suçun, yabancılara karşı işlenmesine göre toplum vicdanında daha ağır bir yara açtığını ve mağdur üzerinde daha derin bir travma yarattığını kabul etmiştir. Boşanmış eşin de bu kapsama alınması, boşanma sonrasında da devam edebilen duygusal bağların veya husumetlerin bu tür suçlara zemin hazırlayabilmesi ve bu durumun özel olarak korunması gerektiği düşüncesine dayanır. 'Dini nikahla' birlikte yaşayan kişiler bu fıkra kapsamında 'eş' olarak değerlendirilemez. Ceza hukukunda suç ve cezaların kanuniliği ilkesi ve kıyas yasağı geçerlidir. 'Eş' kavramı, Türk Medeni Kanunu'na göre resmi bir evlilik akdi ile birbirine bağlı olan kişileri ifade eder. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre de ceza kanunundaki 'eş' ifadesi, sadece resmi nikahlı eşi kapsar. Dini nikahla birlikte yaşayan kişiler arasında resmi bir evlilik bağı bulunmadığından, bu kişilerden birinin diğerine karşı kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemesi halinde TCK m. 109/3-e'deki nitelikli hal uygulanamaz; eylem, suçun basit veya diğer unsurları varsa diğer nitelikli hallerinden cezalandırılır.