Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2013/17549 sayılı kararında yer alan 'karşı oy' yazısında, rızaya dayalı bir aramanın neden hukuka aykırı olduğu hangi yasal ve anayasal gerekçelerle savunulmuştur? Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin bu konudaki akıbeti ne olmuştur?
Karşı oy yazısında, rızaya dayalı aramanın hukuka aykırı olduğu şu gerekçelerle savunulmuştur: 1. **Anayasal Zemin:** Anayasa'nın 20. (Özel Hayatın Gizliliği) ve 21. (Konut Dokunulmazlığı) maddeleri, aramayı kural olarak 'usulüne göre verilmiş hakim kararı'na, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde ise 'kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri'ne bağlamıştır. Rızanın bu anayasal güvenceleri ortadan kaldıran bir istisna olduğuna dair bir düzenleme yoktur. 2. **Yasal Düzenleme Eksikliği:** Gerek mülga 1412 sayılı CMUK'ta gerekse yürürlükteki 5271 sayılı CMK'da 'muvafakatlı arama' yapılabileceğine ilişkin hiçbir hüküm bulunmamaktadır. CMK m. 119 arama kararını verecek mercileri (hakim, savcı, kolluk amiri) sınırlı olarak saymıştır. 3. **Yönetmeliğin İptali:** Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği'nin 8. maddesinin (f) bendinde yer alan 'ilgilinin rızası ile' arama yapılabileceğine dair hüküm, Danıştay 10. Dairesi'nin 13.03.2007 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Dolayısıyla rızaya dayalı aramanın pozitif hukukta bir dayanağı kalmamıştır. 4. **Yerleşik Yargıtay İçtihadı:** Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun (örn: 29.11.2005 tarihli kararı) ve ceza dairelerinin yerleşik içtihatlarında rızaya dayalı aramanın hukuka aykırı olduğu ve bu yolla elde edilen delillerin kullanılamayacağı kabul edilmektedir. Bu nedenlerle karşı oy, sanığın kolluğun talebi üzerine bagajını açmasının geçerli bir rıza olarak kabul edilemeyeceğini ve yapılan aramanın hukuka aykırı olduğunu savunmuştur.