Bir tüp patlaması sonucu meydana gelen zararlar için açılacak tazminat davasında uygulanacak zamanaşımı süresi, haksız fiil hükümlerine göre mi yoksa satım sözleşmesi hükümlerine göre mi belirlenmelidir? Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/4093 sayılı kararının bu konudaki gerekçesi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325485

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2017/4093 sayılı kararında, bu tür bir olayda satım sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Karara konu olayda, davacıların murisi lokantasına davalı şirketin bayisinden bir tüp satın almış ve bu tüpün patlaması sonucu zarar görmüştür. Yargıtay, davacıların murisi ile davalının bayisi arasında bir 'tüp satım akdi' yapıldığını ve davanın da davalının imalatçı sıfatına değil, satıcı sıfatına dayandırıldığını vurgulamıştır. Haksız fiillerde zamanaşımı süresi daha kısa iken (TBK m.72 - 2 ve 10 yıl), sözleşmeye aykırılıktan doğan davalarda genel zamanaşımı süresi 10 yıldır (TBK m.146). Yargıtay, taraflar arasındaki temel ilişkinin bir satım sözleşmesi olması nedeniyle, zamanaşımı süresinin haksız fiile ilişkin (1 yıl - eski BK) değil, satım akdinde geçerli olan genel zamanaşımı süresine (10 yıl) tabi olduğuna karar vermiştir. Bu karar, iki hukuki sorumluluk türünün (haksız fiil ve sözleşmeye aykırılık) yarıştığı durumlarda, somut olayın özelliklerine göre hangi hukuki ilişkinin ön planda olduğunun zamanaşımı süresinin belirlenmesinde kritik olduğunu göstermektedir.