Devlet hastanesinde görevli bir doktorun hizmet kusuru nedeniyle zarara uğrayan bir hasta, tazminat davasını doğrudan doktora mı yoksa ilgili kamu kurumuna mı açmalıdır? Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/13323 sayılı kararındaki yaklaşımı ve bu yaklaşımın yasal dayanağını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #325484

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2015/13323 sayılı kararında da belirtildiği gibi, devlet hastanesinde görevli bir doktorun hizmeti ifa ederken kusurlu bir eylemle hastaya zarar vermesi, bir hizmet kusuru teşkil eder. Anayasa'nın 129/5. maddesi, 'Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, rücu edilmek kaydıyla, kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir.' hükmünü amirdir. Bu anayasal ilke gereğince, kamu görevlisinin hizmet kusurundan doğan zararlar için dava doğrudan kamu görevlisine karşı değil, onun bağlı olduğu idareye (somut olayda Sağlık Bakanlığı'na) karşı açılmalıdır. Bu tür davalar 'tam yargı davası' niteliğindedir ve görevli yargı yeri idari yargıdır (idare mahkemeleri). Yargıtay kararında da, devlet hastanesindeki hizmet kusuru nedeniyle davanın doğrudan doktora açılması 'husumet' yönünden hukuka aykırı bulunmuş ve davanın reddedilmesi gerektiği belirtilmiştir. İdare, ödediği tazminatı daha sonra kusuru oranında ilgili kamu görevlisine rücu edebilir.