CMK madde 171'in değiştirilmeden önceki halinde (5560 sayılı Kanun öncesi) kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının alınmasında 'asliye ceza hâkiminin onaması' şartının bulunmasının, savcının takdir yetkisi üzerindeki etkisini ve bu durumun 'yargı bağımsızlığı' prensibiyle ilişkisini değerlendiriniz.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324496

CMK madde 171'in 2006 değişikliği öncesindeki halinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının verilebilmesi için 'asliye ceza hâkiminin onamasına' sunulması ve hâkimin bu husustaki kararını beş gün içinde vermesi şartı bulunmaktaydı. Bu durum, güncel metinden farklı olarak, Cumhuriyet savcısının takdir yetkisini 'yargısal bir denetime' tabi tutmaktaydı. Savcı bu durumda sadece 'öneride bulunmakta' ve 'esas karar hâkim tarafından verilmekteydi.' Bu şartın savcının takdir yetkisi üzerindeki etkisi, savcının kararını bağımsız bir yargı makamının denetimine açması, böylece keyfiliğin veya hukuka aykırılığın önlenmesiydi. 'Yargı bağımsızlığı' prensibiyle ilişkisi ise, esas kararın bir hâkim tarafından verilmesiyle, yasama ve yürütme organlarının etkisinden bağımsız, tarafsız bir kararın temin edilmesinin amaçlanmasıydı. Ancak, 2006 değişikliğiyle bu onama şartı kaldırılmış, savcının takdir yetkisi doğrudan ve yargısal bir onaya tabi olmaksızın kullanabileceği bir yetki haline gelmiştir. Bu değişiklik, yargılamayı hızlandırma ve soruşturma aşamasındaki 'filtreyi etkinleştirme' amacı taşımakla birlikte, savcılık kararlarının yargısal denetimini daraltan bir etki yaratmıştır. (CMK m. 171 gerekçe, eski metin)