Türk Ceza Kanunu madde 328'de siyasal veya askeri casusluk suçunun 'suç' ve 'haksızlık' kavramları bağlamında nasıl bir değerlendirmeye tabi tutulduğunu açıklayınız. Bu suçun 'hukuka aykırılık' unsuru açısından 'meşru savunma' (TCK m. 25) gibi hukuka uygunluk nedenlerinin uygulanabilirliğini tartışınız.
TCK madde 328'deki siyasal veya askeri casusluk suçu, ceza hukuku teorisine göre 'kanuni tipe uygun, haksızlık içeren, kusurlu ve hukuka aykırı' bir insan davranışıdır. Suç, esasen toplumsal düzeni bozan bir 'haksızlık' olarak kabul edilir ve diğer haksızlıklardan sadece 'nicelik' itibarıyla farklıdır. Suç teşkil eden fiiller, hukuksal değerleri korumak amacıyla kanunda tanımlanmıştır. Suçun 'hukuka aykırılık' unsuru, işlenen fiilin hukuk düzeni tarafından cevaz verilmemesi anlamına gelir. Ancak, istisnai durumlarda, bir fiil kanuni tipe uygun olsa bile, hukuka uygunluk nedenlerinin (TCK m. 24-26) varlığı halinde hukuka aykırılık ortadan kalkar ve fiil suç teşkil etmez. Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E., 2018/2728 K. sayılı kararında, özellikle 'meşru savunma' (TCK m. 25) gibi hukuka uygunluk nedenlerinin devletler açısından uygulanabilirliği tartışılmıştır. Kararda, 'devletler de insanlar gibi hayatiyetlerine yönelik saldırı ve tehditler karşısında meşru savunma durumunda kalabilirler' tespiti yapılmıştır. Bu durumda olan devletlerin, saldırıyı def etmek üzere orantılı biçimde müdahalede bulunmaları veya önleyici tedbirler almaları (MİT faaliyetleri gibi), bir hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edilebilir. Ancak bu, casusluk faaliyetlerinin kendiliğinden hukuka uygun hale gelmesi anlamına gelmez; fiilin gerçekten meşru savunma koşulları altında ve orantılı bir şekilde gerçekleşip gerçekleşmediği somut olaya göre değerlendirilmelidir. Yargılama makamı, sır olarak korunan bilgi veya faaliyetlerin bir suç oluşturup oluşturmadığını (suç olgusuyla bağlantısı) bu hukuka uygunluk nedenleri ışığında da irdelemelidir. (TCK m. 25, 328; Yargıtay 16. CD. 2018/2088 E., 2018/2728 K.)