İYUK madde 10'da yer alan 'bekleme süresi'nin (dört ay) tamamlanmasından sonra idarenin açıkça cevap vermesi halinde, bu cevabın tebliğinden itibaren dava açma süresinin (altmış gün) nasıl hesaplandığını açıklayınız. Bu durumun, idarenin 'usul ekonomisi' ve 'vatandaşın güveni' prensipleriyle ilişkisini değerlendiriniz.
İYUK madde 10/2'ye göre, ilgilinin idareye yaptığı başvuruya karşı idarenin 60 günlük sürede kesin cevap vermemesi ve ilgili tarafından da 'kesin cevabı bekleme' hakkı kullanılarak azami dört aylık (eski metinde altı ay) bekleme süresinin dolmasına rağmen idarenin hala suskun kalması durumunda, bir zımni ret oluşur. Ancak bu zımni ret süresinin bitmesinden sonra, eğer yetkili idari makamlarca başvurana 'açıkça' bir cevap verilirse, dava açma süresi bu 'cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde' yeniden başlar. Bu, ilgilinin, idarenin suskunluğundan doğan zımni ret işlemine karşı dava açmak yerine, daha sonraki açık cevaba karşı dava açma hakkını koruyan bir hükümdür. Bu düzenleme, idarenin 'usul ekonomisi' ve 'vatandaşın güveni' prensipleriyle yakından ilişkilidir. İdare, suskun kalmak yerine açık bir cevap vererek uyuşmazlığı netleştirdiğinde, vatandaşın hukuki durumu konusunda belirsizlik ortadan kalkar. Bu durum, idarenin hukuka uygunluğunu ve şeffaflığını artırır. Ayrıca, açık cevap verme, usul ekonomisine de hizmet eder, zira yargılamanın daha net bir hukuki zeminde başlamasına olanak tanır ve gelecekteki olası uyuşmazlıkları (örneğin belirsiz cevap nedeniyle açılan davaların reddi gibi) önleyebilir. (İYUK m. 10/2)