İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) madde 10'da yer alan 'Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde' ibaresinin 'usulden ret' kararlarını kapsadığını ve bu kararların 'maddi anlamda kesin hüküm' teşkil etmediğini açıklayınız. Bu durumun, bireyin aynı konuda esas yönünden yeni bir dava açma hakkını nasıl koruduğunu tartışınız.
İYUK madde 10/2'de yer alan 'Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde' ibaresi, idarenin suskunluğuna karşı dava açılmaması veya açılan davanın esası incelenmeksizin 'süre aşımı' gibi usulî bir nedenle reddedilmesi durumlarını kapsar. Bu tür 'usulden ret' kararları, uyuşmazlığın esası hakkında herhangi bir karar içermediği için 'maddi anlamda kesin hüküm' teşkil etmezler. Maddi anlamda kesin hüküm, taraflar arasındaki uyuşmazlığın esastan çözülerek yeniden dava konusu yapılmasını engelleyen bir bağlayıcılıktır. Usulden ret kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi, bireyin aynı konuda 'esas yönünden yeni bir dava açma hakkını' korur. Yani, eğer idare, zımni ret süresinin dolmasından sonra (veya bir davanın usulden reddedilmesinden sonra) açık bir cevap verirse, bu cevabın tebliğinden itibaren yeni bir 60 günlük dava açma süresi başlar. Bu, bireyin 'hak arama hürriyeti' ve 'mahkemeye erişim hakkı'nın güvence altına alınmasının bir sonucudur. Hukuk güvenliği ilkesi gereği, usulî hatalar veya süre kaçırma gibi nedenlerle bir davanın reddedilmesi, bireyin esas hakkından tamamen mahrum bırakılmasına yol açmamalıdır. Bu düzenleme, idarenin hukuka uygun bir işlem tesis etme ve bireylerin haklarını koruma yükümlülüğünü sürdürür. (İYUK m. 10/2; Danıştay 8. CD. 2014/11377 E., 2015/8278 K.)