İYUK madde 10'da yer alan 'ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemez' hükmünün, 'idari merci tecavüzü' (İYUK m. 14/3-b) ile ilişkisini ve idarenin bu durumdaki sorumluluğunu tartışınız.
İYUK madde 10/2'de düzenlenen bu hüküm, idarenin kesin olmayan cevabına karşı ilgiliye seçimlik hak tanır. Bu durumun 'idari merci tecavüzü' (İYUK m. 14/3-b) ile doğrudan bir ilişkisi yoktur. İdari merci tecavüzü, ilgilinin kanunen yetkili olmayan bir idari makama başvurması veya yetkili mercie başvurmadan doğrudan dava açması durumunu ifade eder. İYUK m. 10'daki hükümde ise, başvuru yetkili mercie yapılmıştır, ancak idare cevabında kesin değildir. Bu durum, idari merci tecavüzü değil, idarenin cevap verme yükümlülüğünü tam olarak yerine getirmemesiyle ilgili bir meseledir. İdarenin bu durumdaki sorumluluğu, anayasal dilekçe hakkına (Anayasa m. 74) uygun olarak ilgiliye açık ve kesin bir cevap verme yükümlülüğüdür. İdare, kesin olmayan bir cevap vererek veya suskun kalarak ilgilinin hukuki durumunu belirsizlikte bırakamaz. İlgiliye tanınan seçimlik hak ve bekleme süresinin sınırlı olması, idarenin bu sorumluluğunu pekiştirir ve bireyin hak arama hürriyetinin idarenin eylemsizliği yüzünden sekteye uğramasını engeller. Eğer idare dört aylık süre sonunda kesin cevap vermezse, zımni ret oluşur ve ilgili dava açabilir; bu, idarenin yargısal denetime tabi olacağı anlamına gelir. (İYUK m. 10/2, 14/3-b; Anayasa m. 74)