Türk Ceza Kanunu madde 328'de siyasal veya askerî casusluk suçunda 'suçun konusunu oluşturan bilgilerin, nitelikleri itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler olması' koşulunun yargılama sürecindeki tespit yöntemlerini ve mahkemenin bu konudaki rolünü tartışınız. Bu tespit sürecinde 'bilirkişi' incelemesinin yerini ve sınırlarını açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324446

TCK madde 328'de siyasal veya askerî casusluk suçunun konusunu oluşturan bilgilerin 'nitelikleri itibarıyla gizli kalması gereken bilgiler' olup olmadığı, yargılama sürecinde önemli bir tespit konusudur. Bu tespitte mahkemenin rolü merkezi ve belirleyicidir. Yargıtay içtihadına göre (örneğin Askeri Yargıtay Daireler Kurulu'nun 1972 tarihli kararı), bir bilgi veya belgenin özünde devlet sırrı olup olmadığının tayini 'mahkemeye aittir.' Mahkeme, bilginin niteliğini yani devlet sırrı olup olmadığını kendisi belirleyecektir. Bu tespitte, 'bilirkişi' incelemesine başvurulabilir, ancak bilirkişinin rolü teknik konularda mahkemeye yardımcı olmakla sınırlıdır. Bilirkişi, bilginin sır olup olmadığına dair nihai hukuki kararı veremez, sadece teknik analizler (örneğin bilginin teknolojik olarak korunma derecesi, yayılma potansiyeli gibi) sunabilir. Mahkeme, bilirkişi raporlarını da değerlendirerek, bilginin objektif ve sübjektif sır unsurlarını (devletin gizleme iradesi, bilginin yetkisiz kişilerce bilinmeme durumu) ve açıklanması halinde devletin güvenliği veya siyasal yararları açısından yaratacağı tehlikeyi takdir eder. Bilginin 'niteliği itibarıyla' gizli kalması zorunluluğu, yargıcın somut olayın özelliklerini ve ulusal menfaatleri göz önünde bulundurarak yapacağı hukuki bir değerlendirmeyi gerektirir. (TCK m. 328, gerekçe; Yargıtay 3. CD. 2023/22399 E., 2024/2320 K.)