Türk Ceza Kanunu madde 328'de siyasal veya askeri casusluk suçunun 'faili herkes olabilir' ilkesini tartışınız. Failin kamu görevlisi veya istihbarat görevlisi olması durumunda suçun niteliğinin nasıl etkilendiğini ve bu durumun ceza hukukunda 'suçun failliği' prensibiyle olan ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324443

TCK madde 328'de düzenlenen siyasal veya askerî casusluk suçunun faili 'herkes' olabilir; yani bu suçun işlenebilmesi için failin belirli bir statüye (örneğin kamu görevlisi, asker, istihbaratçı) sahip olması şart değildir. Ancak, failin kamu görevlisi veya özellikle istihbarat görevlisi olması durumunda suçun niteliği ve ceza miktarı etkilenebilir. Örneğin, 2937 sayılı Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu'nun 27. maddesi, MİT görevlilerinin bilgi ve belgeleri yetkisiz olarak alması, temin etmesi veya açıklaması gibi durumlarda özel bir suç düzenlemesi getirir. Eğer MİT görevlisinin temin ettiği veya açıkladığı bilgiler aynı zamanda TCK m. 328 kapsamına giren 'özünde devlet sırrı' niteliğinde ise, bu durumda TCK m. 328'deki daha ağır ceza gerektiren casusluk suçu uygulanabilir (özel norm-genel norm ilişkisi). Failin statüsü, suçun manevi unsurunun (casusluk maksadı) ispatı açısından da önemli bir kriter olabilir. Yargıtay içtihadına göre, 'özel olarak istihbarat birimlerinde görevlendirilmiş kişilerin izinsiz bilgi paylaşımı halinde casusluk maksadının bulunduğu kabul edilmelidir.' (Yargıtay 16. CD. 2018/2088 E., 2018/2728 K.). Bu durum, 'suçun failliği' prensibini, suçun herkes tarafından işlenebilen genel bir suç (adi suç) olmasının yanı sıra, failin statüsünün (özellikle kamu görevlisi olması) suçun manevi unsuru veya nitelikli halleri üzerinde belirleyici bir rol oynayabileceği şeklinde genişletir. (TCK m. 328, gerekçe; 2937 SK m. 27; Yargıtay 16. CD. 2018/2088 E., 2018/2728 K.)