CMK Madde 171/3(d) koşulu olan 'zararın tamamen giderilmesi', manevi zararları da kapsar mı, yoksa sadece maddi zararlarla mı sınırlıdır? Kanun metni ve Yargıtay uygulaması bu konuda ne söyler?
CMK Madde 171/3(d) bendinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi için 'Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı ve Cumhuriyet savcısı tarafından tespit edilen zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi' koşulu aranır. **Kanun Metni Açısından:** Kanun metni 'zarar' ifadesini kullanmakta ve bu zararın 'aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle' giderilmesinden bahsetmektedir. Bu ifadeler daha çok **maddi zararlara** işaret etmektedir: - 'Aynen iade': Genellikle çalınan veya haksız yere el konulan bir malın iadesi gibi maddi varlıklarla ilgilidir. - 'Suçtan önceki hale getirme': Bir mala zarar verilmesi durumunda o malın onarılması, eski haline getirilmesi gibi yine maddi bir durumu ifade eder. - 'Tazmin suretiyle giderme': Genellikle maddi zararın parasal olarak karşılanması anlamına gelir. Kanun metninde 'manevi zararın' da giderilmesi gerektiğine dair açık bir ifade bulunmamaktadır. **Yargıtay Uygulaması ve Doktrin:** Yargıtay uygulamasında ve doktrinde CMK m. 171/3(d) kapsamında aranan zararın giderilmesi koşulu, ağırlıklı olarak **maddi zararlar** olarak yorumlanmaktadır. Bunun temel nedenleri şunlardır: 1. **Belirlenebilirlik ve Objektiflik:** Maddi zararın tespiti ve giderilip giderilmediğinin belirlenmesi, manevi zarara göre daha objektif ve somut kriterlere dayanır. Manevi zararın miktarı ve giderilip giderilmediği daha sübjektif bir değerlendirmeyi gerektirir. 2. **Erteleme Kurumunun Amacı:** Kamu davasının açılmasının ertelenmesi, genellikle daha az vahim suçlarda ve failin topluma yeniden kazandırılması amacıyla uygulanan bir kurumdur. Manevi zararın tazminini bu sürecin bir ön koşulu haline getirmek, kurumun uygulanabilirliğini zorlaştırabilir. 3. **Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Farklılık:** Manevi tazminat talepleri genellikle hukuk mahkemelerinde ayrı bir dava konusu olur ve Borçlar Kanunu hükümlerine göre değerlendirilir. Ceza muhakemesi sürecinde manevi zararın tespiti ve 'tamamen giderilmesi'nin sağlanması pratik zorluklar içerir. Ancak bu, mağdurun manevi zararının önemsiz olduğu anlamına gelmez. Mağdur, her zaman hukuk mahkemelerinde manevi tazminat davası açma hakkına sahiptir. CMK m. 171/3(d)'deki koşul, daha çok ceza muhakemesi sürecini basitleştirmek ve hızlandırmak amacıyla maddi zararın giderilmesine odaklanmıştır. Bazı istisnai durumlarda, özellikle suçun doğası gereği manevi zararın çok ön planda olduğu ve maddi zararın sembolik kaldığı hallerde, savcının veya mahkemenin yorum yoluyla mağdurun rızasını (örneğin uzlaşma benzeri bir yaklaşımla) araması veya sembolik bir manevi tatmin yolunun bulunmasını gözetmesi düşünülebilirse de, kanunun lafzı ve genel uygulama maddi zararın giderilmesini esas almaktadır.