İYUK Madde 10 uyarınca idareye yapılan bir başvurunun zımnen reddedilmesi (idarenin 30 gün içinde cevap vermemesi) üzerine, ilgili kişi dava açma süresini (60 gün) kaçırmış olsun. Bu durumda, idarenin 30 günlük sürenin bitiminden sonra, örneğin 45. günde açık bir ret cevabı vermesi, ilgilinin dava açma hakkını yeniden canlandırır mı? Danıştay içtihatları bu konuda ne yöndedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324426

Evet, İYUK Madde 10/2'nin son cümlesi (8/7/2021-7331/1 md. ile değişik) bu durumu açıkça düzenlemektedir ve Danıştay içtihatları da bu yöndedir. İYUK Madde 10/2 son cümlesi şöyledir: 'Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.' Bu hükme göre: 1. İlgili, idareye başvuru yapmış ve idare 30 gün içinde cevap vermeyerek talep zımnen reddedilmiş sayılmıştır. 2. İlgili, bu zımni ret tarihinden itibaren başlayan 60 günlük dava açma süresini ya hiç kullanmamış (dava açmamış) ya da bu süre içinde dava açmış ancak davası süre aşımı nedeniyle reddedilmiş olabilir. 3. Bu durumlardan sonra, yani zımni ret için öngörülen 30 günlük sürenin bitiminden sonra (örneğin 45. günde), idare yetkili makamları aracılığıyla ilgiliye açık bir (genellikle olumsuz) cevap verirse; 4. Bu açık cevabın ilgiliye **tebliğinden itibaren yeni bir altmış günlük dava açma süresi başlar.** **Danıştay İçtihatları:** Danıştay'ın yerleşik içtihatları da bu yasal düzenlemeyle paraleldir. Danıştay, idarenin zımni ret süresi geçtikten sonra da olsa verdiği açık bir irade beyanının, yeni bir hukuki durum yarattığını ve bu yeni işleme karşı dava açma hakkını yeniden doğurduğunu kabul etmektedir. Bu yaklaşım, hak arama özgürlüğünün geniş yorumlanması ve idarenin eylemlerinin yargısal denetime tabi tutulması ilkesine dayanır. Örneğin, Danıştay 12. Dairesi'nin 2013/51 E. sayılı kararında (görev uyuşmazlığıyla ilgili olsa da), idarenin genel ifadelerle kaleme aldığı ve birçok kişiyi ilgilendiren bir yazısının, sonradan yapılan bireysel başvurulara cevap olarak tebliğ edilmesi halinde, bu tebliğin yeni bir dava açma süresi başlatabileceği zımnen kabul edilmiştir. Danıştay 11. Dairesi'nin 2012/5265 E. sayılı kararında da benzer bir mantıkla, iptal kararı sonrası yapılan başvurunun reddi üzerine yeni dava açma hakkı tanınmıştır. Temel prensip, idarenin sonradan da olsa açık bir irade beyanında bulunmasının, ilgilinin bu iradeye karşı yargı yoluna başvurma hakkını canlandırmasıdır. Bu, idarenin sessiz kalarak veya geç cevap vererek vatandaşın hak arama özgürlüğünü engellemesinin önüne geçmeyi amaçlar.