Danıştay İDDK'nın 2014/3176 E. sayılı kararında, bir genel düzenleyici işlemin iptali üzerine, bu iptalden etkilenen kişinin idareye başvurarak geçmişe yönelik haklarını talep etmesi, 2577 sayılı İYUK m. 12'de düzenlenen 'iptal davası üzerine açılan tam yargı davası' olarak mı, yoksa İYUK m. 10 kapsamında yeni bir başvuru olarak mı değerlendirilmiştir? Bu ayrımın dava açma süresi açısından önemi nedir?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun (DİDDK) 2014/3176 E., 2014/3237 K. sayılı kararında, bir genel düzenleyici işlemin (Sağlık Bakanlığı Genelgesi) Danıştay tarafından iptal edilmesi üzerine, bu iptalden etkilenen davacının, geçmişe yönelik fazla çalışmalarının parasal karşılığının ödenmesi istemiyle idareye yaptığı başvuru ve bu başvurunun reddi üzerine açtığı dava ele alınmıştır. Kurul, bu durumu şu şekilde değerlendirmiştir: - **İYUK Madde 10 Kapsamında Başvuru:** Davacının, genel düzenleyici işlemin iptali üzerine, bu iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlanmak (yani iptal edilen Genelge uyarınca yaptığı fazla çalışmaların karşılığını almak) amacıyla idareye yaptığı başvuru, 2577 sayılı İYUK Madde 10 kapsamında yapılmış bir başvuru olarak kabul edilmiştir. Bu, 'o düzenleyici işlem nedeniyle daha önce menfaati ihlal edilmiş bir kişi olarak, iptal kararının doğurduğu hukuki sonuçlardan yararlandırılması istemiyle' yapılmış yeni bir işlem tesisi talebidir. - **İYUK Madde 12 Kapsamında Değildir:** DİDDK, bu davanın İYUK Madde 12'de belirtilen, 'iptal kararı üzerine açılmış bir tazminat davası' olarak nitelendirilmesi olanağının bulunmadığını belirtmiştir. İYUK m. 12, genellikle bir iptal davası sonucunda hakkı ihlal edilen kişinin, bu iptal kararına dayanarak ayrı bir tam yargı davası açmasını düzenler ve bu tam yargı davasının iptal davasını karara bağlayan mahkemede görülmesini öngörür. Somut olaydaki durum ise, bir başkasının açtığı dava sonucu iptal edilen genel bir düzenlemeye dayanarak hak talep edilmesidir. **Dava Açma Süresi Açısından Önemi:** Bu ayrım, dava açma süresi açısından kritik öneme sahiptir: - Eğer başvuru İYUK m. 10 kapsamında kabul edilirse, davacının idareye yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemin tebliğinden (veya zımni retten) itibaren 60 gün içinde dava açması yeterlidir. Süre, bu yeni ret işlemine göre hesaplanır. DİDDK da bu davayı süresinde kabul etmiştir. - Eğer bu talep, doğrudan iptal edilen Genelgeden kaynaklanan bir tam yargı davası olarak (İYUK m. 12 gibi düşünülerek veya genel hükümlere göre) değerlendirilseydi, Genelgenin yayınlandığı veya uygulandığı tarihten itibaren hesaplanacak dava açma sürelerinin çoktan geçmiş olması nedeniyle dava süre aşımına uğrayabilirdi (Nitekim Danıştay 5. Dairesi'nin bozma kararındaki yaklaşım bu yöndeydi). DİDDK'nın İYUK m. 10'u esas alması, yargı kararlarının erga omnes (herkes için geçerli) etkisini ve bireylerin bu kararlara dayanarak hak arama yollarını açık tutmayı hedefleyen bir yaklaşımdır.