Danıştay 2. Dairesi'nin 2013/10505 E. sayılı kararında, davacının eş durumu özrü nedeniyle atanma talebine ilişkin idari başvuruyu bizzat kendisi değil de eşi yapmıştır. Mahkeme, bu durumda davacının dava açma ehliyetini nasıl değerlendirmiş ve ortada 'idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem' olup olmadığı konusunda nasıl bir sonuca varmıştır?
Danıştay 2. Dairesi'nin 2013/10505 E., 2015/10128 K. sayılı kararında (temyiz incelemesinde), İdare Mahkemesi, idari başvuruyu davacının eşinin yapmış olmasına rağmen, başvurunun davacının menfaatini ihlal etmesi ve sadece başvuru yapanların dava açabileceğine dair açık bir sınırlama bulunmaması nedeniyle davacının dava açma ehliyetinin bulunduğunu kabul ederek işin esasına girmiştir. Ancak Danıştay 2. Dairesi, bu yaklaşımı onaylamamış ve kararı bozmuştur. Danıştay'ın değerlendirmesi şöyledir: - **Usulüne Uygun Başvuru Eksikliği:** Davaya konu edilen zımni ret işleminden önce idareye yapılan başvurunun, bizzat davacı tarafından ya da davacı adına başvuru yapmaya yetkili vekil aracılığıyla yapılmadığı, doğrudan doğruya davacıyı ilgilendiren görev yeri değişikliğine ilişkin bir hususta davacı adına başvuru yapmaya yetkisi olmayan eşi tarafından yapıldığı belirtilmiştir. - **Kesin ve Yürütülmesi Gereken İşlem Yokluğu:** Bu durumda, davacı tarafından idareye yapılmış usulüne uygun bir başvuru ve bu başvuru üzerine davacı adına tesis edilmiş (açık veya zımni) bir işlem bulunmadığı sonucuna varılmıştır. - **Sonuç:** Ortada idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemin mevcut olmaması nedeniyle, İdare Mahkemesinin işin esasına girmeksizin 2577 sayılı İYUK Madde 15/1-b uyarınca (idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem bulunmaması nedeniyle) davanın reddine karar vermesi gerektiği belirtilmiştir. Özetle Danıştay, davacının kendisini doğrudan ilgilendiren bir konuda, bizzat kendisi veya yetkili vekili aracılığıyla usulüne uygun bir başvuru yapmadan, eşinin yaptığı başvuruya dayanılarak oluşan zımni reddi dava konusu yapamayacağını; bu durumda dava konusu edilebilecek kesin ve yürütülmesi gereken bir işlemin oluşmadığını kabul etmiştir. Bu, İYUK m. 10'daki 'ilgililer' ifadesinin ve başvuru hakkının kişiselliğinin bir yansımasıdır.