Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. sayılı MİT tırları kararında, sanık Enis Berberoğlu'nun eyleminin TCK m. 330 (casusluk maksadıyla açıklama) yerine TCK m. 329 (nitelikli olmayan açıklama) kapsamında değerlendirilmesinin temel gerekçesi ne olmuştur? 'Saik/özel kast'ın ispatı konusunda nasıl bir sonuca varılmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324393

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2018/2088 E. sayılı kararında, sanık Enis Berberoğlu'nun MİT tırlarına ait bilgi ve görüntüleri Can Dündar'a vermesi eylemi değerlendirilmiştir. İstinaf mahkemesi, sanığın eylemini TCK m. 329 (Devletin güvenliğine ve siyasal yararlarına ilişkin bilgileri açıklama) kapsamında kabul etmiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanmıştır. Eylemin daha ağır cezayı gerektiren TCK m. 330 (Gizli kalması gereken bilgileri siyasal veya askerî casusluk maksadıyla açıklama) kapsamında değerlendirilmemesinin temel gerekçesi, **sanığın 'siyasal veya askeri casusluk maksadıyla' hareket ettiğine dair kesin ve yeterli delil bulunamamasıdır.** Kararda bu husus şu şekilde ifade edilmiştir (İstinaf mahkemesi kararının onanan gerekçesine atıfla): - 'Sanığın bilgi birikimi ve mesleki tecrübesine göre, eyleminin sonuçlarını bilebilecek durumda olduğu' kabul edilmekle birlikte, - 'Bu bilgileri verdiği Can Dündar’la **saik/özel kast bakımından iştirak iradesi doğrultusunda hareket ettiğini ortaya koyan sezgi ve zan düzeyini aşan kesin delil elde edilemediği**' belirtilmiştir. Bu, TCK m. 330'un oluşabilmesi için aranan 'siyasal veya askeri casusluk maksadı'nın (yani bilgileri yabancı bir devlet veya örgüt yararına, Türkiye aleyhine kullanma, aktarma gibi özel bir amaçla hareket etme) sanık Enis Berberoğlu açısından somut ve kesin delillerle ispatlanamadığı anlamına gelmektedir. Özel kast, failin iç dünyasıyla ilgili bir unsur olduğundan ispatı zordur ve şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği, bu özel kastın varlığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin bir kanaat oluşmadıkça failin daha ağır olan TCK m. 330'dan değil, genel kastla işlenebilen TCK m. 329'dan sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Karşı oylarda bu maksadın varlığına dair ek araştırma yapılması gerektiği savunulmuş olsa da, çoğunluk görüşü özel kastın ispat edilemediği yönünde olmuştur.