Danıştay İDDK'nın 2015/2469 E. sayılı kararında, davacının ehliyetine el konulması işlemine karşı açtığı ilk davanın süre aşımından reddedilmesi ve kesinleşmesi sonrasında, Sulh Ceza Mahkemesi'nin alkollü araç kullanma eyleminin gerçekleşmediğine dair kararı üzerine yaptığı yeni başvurunun reddine karşı açtığı ikinci dava 'kesin hüküm' veya 'derdestlik' kapsamında mıdır? Kurulun bu konudaki değerlendirmesi ne olmuştur?
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun (DİDDK) 2015/2469 E., 2017/7 K. sayılı kararında bu durum ele alınmıştır. Olayda: 1. Davacının ehliyetine alkollü araç kullandığı gerekçesiyle el konulmuştur. 2. Bu el koyma işlemine karşı açtığı ilk idari dava, süre aşımı nedeniyle reddedilmiş ve bu karar kesinleşmiştir. 3. Daha sonra, davacının trafik para cezasına itirazı üzerine Sulh Ceza Mahkemesi, aracı kullanan kişinin davacı olmadığına ve alkollü araç kullanma eyleminin gerçekleşmediğine karar vermiştir. 4. Davacı, bu Sulh Ceza Mahkemesi kararına dayanarak ehliyetinin iadesi için idareye yeniden başvurmuş, bu başvurusu reddedilince ikinci bir idari dava açmıştır. İdare Mahkemesi, ikinci davayı ilk davayla aynı nitelikte görerek 'derdestlik' (veya kesin hüküm benzeri bir yaklaşımla) nedeniyle incelemeksizin reddetmiştir. DİDDK ise bu kararı bozmuştur. Kurulun değerlendirmesi özetle şöyledir: - **Farklı İşlemler,Farklı Dava Konuları:** İlk dava, doğrudan 18.06.2012 tarihli ehliyete el koyma işleminin iptali istemiyle açılmıştır. İkinci dava ise, Sulh Ceza Mahkemesi'nin lehe kararı sonrası ortaya çıkan yeni hukuki duruma istinaden, davacının ehliyetinin iadesi için 28.11.2013'te yaptığı başvurunun reddine dair 29.11.2013 tarihli işlemin iptali istemiyle açılmıştır. Bu iki işlem (ilk el koyma işlemi ve sonraki iade talebinin reddi işlemi) birbirinden farklı idari işlemlerdir. - **Kesin Hüküm/Derdestlik Yokluğu:** İlk davanın süre aşımı nedeniyle reddedilmiş olması, işin esasına girilmediği anlamına gelir ve bu karar maddi anlamda kesin hüküm oluşturmaz. İkinci dava, farklı bir idari işleme (iade talebinin reddi) karşı açıldığı için ve ilk davada esasa girilmediği için kesin hüküm veya derdestlik söz konusu değildir.- **İYUK Madde 10 Kapsamında Yeni Başvuru:** Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki durum üzerine yapılan başvuru, İYUK Madde 10 kapsamında değerlendirilmelidir. Bu başvurunun reddi üzerine süresinde dava açılabilir. Kurul, aksi bir kabulün Anayasa ve AİHS ile teminat altına alınan hak arama hürriyeti ile adil yargılanma hakkına aykırı olacağını vurgulamıştır. Dolayısıyla, ilk davanın usulden reddi, sonradan ortaya çıkan yeni bir hukuki duruma dayanılarak yapılan başvurunun reddine karşı dava açılmasına engel teşkil etmez.