Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin Can Dündar davasındaki (2018/2088 E., 2018/2728 K.) 'maddi olay denetimi'nin sınırlarını ve Yargıtay'ın istinaf mahkemelerinin kararlarındaki 'vicdani kanaat'i denetleme yetkisini, 'akıl yürütme/mantık kuralları', 'genel hayat tecrübeleri' ve 'bilimsel kaideler' bağlamında açıklayınız. Bu sınırlandırmanın ceza muhakemesi hukukundaki işlevini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324389

Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin Can Dündar davasındaki kararında, temyiz davasının konusunun kural olarak Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) Ceza Dairelerince verilen kararların, maddi ceza hukuku ve muhakeme hukuku normlarının kullanılması bakımından hukuka aykırılık taşıyıp taşımadıklarının incelenmesi ile sınırlı olduğu belirtilmiştir (CMK m. 288/1, 294/2). Yargıtay, kural olarak 'maddi olay denetimi' gerçekleştirme imkanına sahip değildir ve ilk derece mahkemesinin duruşmada ortaya konan delillere dayanarak vardığı 'vicdani kanaatine' doğrudan müdahale edemez. Ancak, Yargıtay bu sınırlı denetim yetkisi çerçevesinde, hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun 'akıl yürütme/mantık kurallarına', 'genel hayat tecrübelerine' ve 'bilimsel kaidelere' uygun olup olmadığını denetleyebilir. Yani, delillerin değerlendirilmesinde açık bir mantık hatası, bilimsel verilerle çelişki veya hayatın olağan akışına aykırılık varsa, Yargıtay bu noktada hukuka aykırılık tespiti yapabilir. Bu sınırlandırmanın ceza muhakemesi hukukundaki işlevi, Yargıtay'ın bir 'öğrenme yargılaması' (yeniden delil toplama) yapmamasını sağlamak, asliye veya bölge mahkemelerinin takdir yetkisine saygı duymak ve yargılamanın makul sürede tamamlanmasını temin etmektir. Bu durum, aynı zamanda hukuki güvenliği ve yargılamanın farklı aşamalarındaki yetki paylaşımlarını güvence altına alır. (CMK m. 288, 294; Yargıtay 16. CD. 2018/2088 E., 2018/2728 K.)