Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 2015/2469 E., 2017/7 K. sayılı kararında, alkollü araç kullanmaktan ehliyeti alınan bir kişinin, Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla para cezasının iptal edilmesi üzerine sürücü belgesinin iadesi istemiyle yaptığı başvurunun hukuki niteliği ve bu bağlamda 'yeni hukuki durum' kavramının İYUK madde 10 üzerindeki etkisini açıklayınız. Bu karardaki 'kesin hüküm' ve 'derdestlik' tartışmasını analiz ediniz.
Danıştay İDDK'nın bu kararında, alkollü araç kullandığı gerekçesiyle ehliyeti geri alınan bir kişinin, trafik para cezasının Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla iptal edilmesi üzerine ehliyetinin iadesini istemesi hukuki duruma yeni bir boyut katmıştır. Mahkeme, para cezasının iptal edilmesinin, sürücü belgesine el koyma işleminin dayanağını ortadan kaldıran 'yeni bir hukuki durum' doğurduğunu kabul etmiştir. Bu 'yeni hukuki durum' üzerine yapılan ehliyetin iadesi istemiyle başvuru, İYUK madde 10 kapsamında değerlendirilmiştir. İDDK, 18.06.2012 tarihli ehliyete el koyma işlemi ile davacının, Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla ortaya konulan hukuki durum üzerine yaptığı başvurunun reddine dair 29.11.2013 tarihli işlemlerin 'birbirinden farklı işlemler' olduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, ilk işlemin iptali istemiyle açılan davanın konusu ile ikinci işlemin iptali istemiyle açılan davanın konusu da farklıdır. Dolayısıyla, aynı konuda açılan ve tarafları aynı olan bir davanın varlığından (derdestlik) veya kesin hükümden söz edilemez. Karar, bireylerin hukuki durumlarında meydana gelen değişikliklerin, idari yargılama usulünde yeni dava açma haklarını nasıl doğurabileceğini ve yargı kararlarının bu süreçteki belirleyici rolünü vurgular. Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı prensipleri, bu türden yorumların temelini oluşturur. (İYUK m. 10; Danıştay İDDK 2015/2469 E., 2017/7 K.)