Danıştay 11. Dairesi'nin 2012/5265 E., 2013/562 K. sayılı kararında, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararlarının 'yeni hukuki durum yaratması' ve bu durumun İYUK madde 10 kapsamında nasıl bir başvuruya olanak tanıdığını açıklayınız. İptal kararlarının bağlayıcılığı ve herkesi etkileme özelliği bağlamında idarenin yükümlülüğünü tartışınız.
Danıştay 11. Dairesi'nin anılan kararında, Maliye Bakanlığı genel yazısının Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine, bu iptal kararından kaynaklanan parasal hakların (fark tazminatı) ödenmesi istemiyle yapılan başvuru ele alınmıştır. Anayasa'nın 138. ve 153. maddelerinde belirtildiği üzere, Anayasa Mahkemesi kararları kesindir ve yasama, yürütme, yargı organları ile idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar. Bu iptal kararları, hukuk aleminde 'yeni hukuki durumlar' yaratır ve iptali istenilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, o işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar. Bir genel düzenleyici işlemin iptal edilmesi durumunda, yargı kararının sadece o davayı açanı değil, bu genel düzenleyici işlemle ilgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle, iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı menfaati ihlal edilen veya kişisel hakkı etkilenen kişinin, verilen iptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği tabiidir. Bu tür bir başvuru, İYUK madde 10 kapsamında yapılan bir başvurudur ve idarenin bu başvuruya red veya zımni retle cevap vermesi halinde yeni bir dava açma süresi başlar. Bu durum, idarenin mahkeme kararlarına uyma ve hukuka uygunluk ilkesini sürdürme yükümlülüğünün bir sonucudur. (Anayasa m. 138, 153; İYUK m. 10; Danıştay 11. CD. 2012/5265 E., 2013/562 K.)