Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin 2015/9894 E., 2022/9007 K. sayılı kararında, TCK madde 191/2 ve 3. fıkraları uyarınca verilen 'kamu davasının açılmasının ertelenmesi' kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının 'usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi' yapılmadığı için kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı yönündeki tespiti, 'yasa yolu bildirimi'nin hukuki önemini ve 'adil yargılanma hakkı' üzerindeki etkisini tartışınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324368

Yargıtay 10. Ceza Dairesi'nin anılan kararında, TCK madde 191/2 ve 3 uyarınca verilen KDAE kararı ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının içeriğinde, şüphelinin bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmemesi (usulüne uygun bir yasa yolu bildirimi yapılmaması) nedeniyle kararın kesinleşmediği ve kovuşturma şartlarının oluşmadığı tespit edilmiştir. Bu durum, 'yasa yolu bildirimi'nin hukuki önemini ortaya koyar. Yasa yolu bildirimi, ilgili kişiye bir karara karşı hangi hukuki yollara başvurabileceğini, hangi sürede ve hangi merciye başvurması gerektiğini açıkça bildirme yükümlülüğüdür. Bu bildirimin usulüne uygun yapılmaması, bireyin 'adil yargılanma hakkı'nı (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) ihlal eder. Zira kişi, haklarını arama ve savunma imkanından mahrum bırakılır. Eğer bir karar usulüne uygun bildirilmediği için kesinleşmemişse, bu karara bağlı hukuki sonuçlar (örneğin denetimli serbestlik yükümlülükleri veya kovuşturma şartının oluşması) da gerçekleşmez. Yargıtay bu durumda, şüpheliye kararın yeniden tebliğ edilmesi ve kovuşturma şartlarının gerçekleşmesini beklemek üzere kamu davasının durmasına karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. (Yargıtay 10. CD. 2020/9894 E., 2022/9007 K.; TCK m. 191/2, 191/3; Anayasa m. 36; AİHS m. 6)