İdari yargılama hukukunda 'Kanun Yararına Bozma' (İYUK m. 51) müessesesini tanımlayınız. Bu müessesenin amacı ve kararın hukuki sonuçları üzerindeki etkisini, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının hukuki sonuçlarını ortadan kaldırıp kaldırmadığı hususuyla birlikte değerlendiriniz.
İdari yargılama hukukunda 'Kanun Yararına Bozma' (İYUK m. 51), bölge idare mahkemesi kararları ile idare ve vergi mahkemelerince ve Danıştayca ilk derece mahkemesi olarak verilip, temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşmiş bulunan kararlardan 'niteliği bakımından yürürlükteki hukuka aykırı bir sonucu ifade edenlerin', ilgili bakanlıkların göstereceği lüzum üzerine veya kendiliğinden Başsavcı tarafından temyiz olunabilmesini sağlayan olağanüstü bir kanun yoludur. Bu müessesenin temel amacı, hukuka aykırı olan ancak olağan kanun yollarından geçmediği için kesinleşmiş kararlar aracılığıyla hukuki güvenliği ve hukukun yeknesaklığını sağlamaktır. Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünde karar bozulur. Ancak, en kritik özelliği, bu bozma kararının, daha önce kesinleşmiş olan mahkeme veya Danıştay kararının 'hukuki sonuçlarını ortadan kaldırmaması'dır (İYUK m. 51/2). Yani, bu müessese, ilgili davanın tarafları arasında davanın yeniden görülmesini sağlamaz, sadece hukuka aykırılığın tespiti ve benzer durumların gelecekte doğru çözümlenmesi için bir emsal teşkil eder. Bu, 'hukuki güvenlik' ilkesi gereği, kesinleşmiş kararların istikrarını koruma amacı taşır. Bozma kararının bir örneği ilgili Bakanlığa gönderilir ve Resmi Gazete'de yayımlanır (İYUK m. 51/3). (İYUK m. 51; Danıştay 11. CD. 2016/7252 E., 2017/6416 K.; Danıştay 5. CD. 2015/1440 E., 2015/5016 K.)