Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun (İDDK) 2014/3176 E., 2014/3237 K. sayılı kararında, iptal edilmiş bir 'genel düzenleyici işlem'den doğan zararların tazmini istemiyle idareye yapılan başvurunun İYUK madde 10 kapsamında değerlendirilmesi ve bu durumun zaman aşımı üzerindeki etkisini analiz ediniz. İdarenin hukuka bağlılığı ve iptal kararlarının bağlayıcılığı ilkeleriyle olan ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324356

Danıştay İDDK'nın bu kararında, günlük çalışma saatlerini artıran bir genelgenin yargı kararıyla iptal edilmesi üzerine, bu genelge uyarınca yapılan fazla çalışmaların parasal karşılığının ödenmesi istemiyle idareye yapılan başvurunun hukuki niteliği değerlendirilmiştir. İDDK, iptal kararlarının, iptal edilen işlemi tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak önceki hukuki durumun geri gelmesini sağladığını belirtmiştir. Genel düzenleyici bir işlemin iptal edilmesi durumunda, bu yargı kararının sadece davayı açanı değil, o genel düzenleyici işlemle ilgili diğer kişileri de etkileyeceği kuşkusuzdur. Bu nedenle, iptal edilen bir düzenleyici işlemden dolayı menfaati veya hakkı ihlal edilen kişinin, iptal kararının doğurduğu sonuçlardan yararlanmak amacıyla idareye başvurabileceği kabul edilmiştir. Bu başvuru, İYUK madde 10 kapsamında yapılmış bir başvuru olarak değerlendirilir. Dolayısıyla, bu başvuru üzerine idarenin red işlemi veya zımni reddi, yeni bir dava açma süresi başlatır ve zaman aşımı bu yeni sürenin başlamasıyla yeniden işler. Karar, idarenin hukuka bağlılığı ve mahkeme kararlarına uyma zorunluluğu (Anayasa m. 138, 153) ilkesiyle doğrudan ilişkilidir. İptal kararının herkesi bağlayıcı özelliği, bireylerin iptal kararının sonuçlarından yararlanmak amacıyla idareye başvurma haklarını güvence altına alır ve idarenin hukuka aykırı uygulamasından kaynaklanan zararların tazminini mümkün kılar. (İYUK m. 10; Danıştay İDDK 2014/3176 E., 2014/3237 K.; Anayasa m. 138, 153)