Danıştay 2. Dairesi'nin 2013/10505 E., 2015/10128 K. sayılı kararında, bir memurun eşi tarafından yapılan 'eş durumu özrü nedeniyle atama' başvurusunun hukuki geçerliliğini ve bu başvurunun zımni reddine karşı dava açma ehliyetini İYUK madde 2, 10 ve 14 bağlamında değerlendiriniz. Bu karardaki 'usul hükümlerine uyarlık' ilkesinin önemini vurgulayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #324351

Danıştay 2. Dairesi'nin anılan kararında, memurun eşi tarafından yapılan eş durumu özrü nedeniyle atama başvurusunun zımnen reddi üzerine açılan davada, davacının (memurun kendisi) dava açma ehliyeti bulunup bulunmadığı tartışılmıştır. İdare Mahkemesi, davacının menfaati ihlal edildiği gerekçesiyle dava açma ehliyeti olduğunu kabul ederek esasa girmişti. Ancak Danıştay, bu kararı bozmuştur. Karara göre, İYUK madde 2/1-a'da iptal davalarının 'menfaatleri ihlal edilenler tarafından' açılabileceği belirtilse de, uyuşmazlıkta idareye yapılan başvurunun, bizzat davacı tarafından ya da davacı adına başvuru yapmaya yetkili vekil aracılığıyla yapılmadığı, 'davacı adına başvuru yapmaya yetkisi olmayan eş tarafından' yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla, davacı tarafından idareye yapılmış usulüne uygun bir başvuru ve bu başvuru üzerine davacı adına tesis edilmiş bir işlem bulunmadığından, 'ortada idari davaya konu edilebilecek kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemin mevcut olmaması' nedeniyle işin esasına girilmeksizin İYUK madde 15/1-b uyarınca davanın reddi gerekirdi. Bu karar, idari yargılamada 'usul hükümlerine uyarlık' ilkesinin ve idari başvuruların 'kişiye özel' niteliğinin önemini vurgular. Hukuki ehliyet ve usulüne uygun başvuru, dava açma ehliyeti ve idari dava şartlarının temelini oluşturur. (İYUK m. 2/1-a, 10, 14, 15/1-b; Danıştay 2. CD. 2013/10505 E., 2015/10128 K.)