5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun'un 6. maddesinde yer alan 'başvuruların sonuçlandırılma süresi' ile İYUK madde 10'daki 'zımni ret süresi' arasındaki ilişkiyi ve bu sürelerin hak arama hürriyeti üzerindeki etkisini Danıştay içtihadıyla birlikte analiz ediniz.
5233 sayılı Kanun'un 6. maddesi, terörden doğan zararların karşılanması için yapılan başvuruların, Zarar Tespit Komisyonunca başvuru tarihinden itibaren altı ay içinde tamamlanması gerektiğini, zorunlu hallerde bu sürenin vali tarafından üç ay daha uzatılabileceğini düzenler. Bu, idarenin karar verme konusunda uyması gereken azami süredir. İYUK madde 10 ise, genel olarak idareye yapılan başvurulara 60 gün içinde cevap verilmemesi halinde zımni ret oluşacağını ve dava açma süresinin başlayacağını öngörür. Bu iki süre arasındaki ilişki ve hak arama hürriyeti üzerindeki etkisi Danıştay içtihadında tartışılmıştır. Danıştay 15. Dairesi'nin 2016/10002 E., 2017/1353 K. sayılı kararında, 5233 sayılı Kanun'daki 6 aylık (veya 6+3 aylık) sürenin İYUK m. 10'daki zımni ret işlemine karşı dava açılmasına bir etkisinin olmadığı, yani İYUK m. 10'un genel hükmünün uygulanacağı belirtilmiştir. Ancak, Danıştay 15. Dairesi, 5233 sayılı Kanun'daki sürenin uzatılması hallerinde başvuruculara bildirim yapılmaması durumunda, başvurucuların sürenin 3 ay uzatılmış olabileceğini düşünmelerinin olası olduğunu ve dava açma süresinin bu durum göz ardı edilerek hesaplanmasının hak arama hürriyetini kısıtlayacağını vurgulamıştır. Dolayısıyla, Danıştay, 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda 6 aylık veya 6+3 aylık sürenin dolmasından itibaren 60 gün içinde dava açılabileceğini kabul ederek, hak arama hürriyetini güvence altına almıştır. (İYUK m. 10; 5233 SK m. 6; Danıştay 15. CD. 2016/10002 E., 2017/1353 K.)