İdari yargılamada 'kesin hüküm' kavramının anlamını ve dava şartı yokluğu nedeniyle verilen 'usulden ret' kararlarının kesin hüküm teşkil edip etmediğini, İYUK madde 10 kapsamında yapılan başvurulara ilişkin Danıştay içtihadıyla birlikte değerlendiriniz.
'Kesin hüküm' hukuk düzeninde istikrar ve hukuki güvenliği sağlama amacı taşıyan, yargı yerince verilen karara karşı olağan kanun yollarına başvurulamayacağını ifade eden şekli anlamda kesin hüküm ve uyuşmazlığın esasını çözen nihai yargı kararlarının bağlayıcı olmasını ifade eden maddi anlamda kesin hüküm olarak ikiye ayrılır. Maddi anlamda kesin hüküm, tarafları, sebebi ve konusu aynı olan yeni bir davanın açılmasını engeller. Ancak, dava şartı yokluğu (örneğin süre aşımı, görevsizlik, yetkisizlik, ehliyet eksikliği) nedeniyle davanın 'usulden reddine' ilişkin kararlar, uyuşmazlığın esası hakkında inceleme yapılmaksızın verildiğinden, yalnızca şekli anlamda kesin hüküm teşkil eder, maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşımazlar. Danıştay 8. Dairesi'nin 2014/11377 E., 2015/8278 K. sayılı kararında belirtildiği üzere, usul yönünden reddedilen davaların yeniden açılmasına hukuki engel bulunmamaktadır. Bu durum, İYUK madde 10 kapsamında yapılan başvurular için de geçerlidir. Eğer bir başvuruya karşı açılan dava süre aşımı nedeniyle reddedilmişse, aynı konuda yapılan yeni bir başvuru üzerine idarenin vereceği red işlemine karşı yeni bir dava açılabilir ve bu yeni dava, önceki usulden ret kararı nedeniyle 'kesin hüküm' engeline takılmaz. Ancak, ilk başvuruda 'yeni bir bilgi ve belge sebebiyle' yapılması veya işlemin doğası gereği 'süregelen' bir hakka ilişkin olması gibi unsurlar da yeni dava açma hakkının kabulünde etkili olabilir. (İYUK m. 10; Danıştay 8. CD. 2014/11377 E., 2015/8278 K.)